Gebelik, Doğum ve Bebek Bakımı
Gebe bir kadın nasıl yaşamalı? Çevresindekiler ona nasıl
davranmalı?
Gebelik normal yaşantıyı değiştirmeyi gerektirmez. Ancak
gebe kadın, mümkün olduğunca sakin, kaygı ve baskılardan
uzak yaşamalı ve dengeli beslenmelidir.
Herşey normal olduğu sürece hareketliliği kısıtlamaya
gerek yoktur. Hamile bir kadın günlük yaşamını ve
çevresi ile ilişkilerini kısıtlamadan devam ettirmeye
çalışmalıdır. Gebelik sırasında kesinlikle sigara
içilmemelidir.
Sigaranın bebeğin düşük kiloda doğmasına ve huzursuz bir
bebeklik geçirmesine neden olduğu bilinmektedir. Kocası
da, sigarayı bırakmasa bile, eşinin yanında içmemelidir.
Gebe, alkol kullanmaktan da kaçınmalıdır. Gebenin
duygusal dünyasının ne kadar duyarlı olduğu yakın
çevresi tarafından hiç unutulmamalıdır. Korku ve
endişeleri, öncelikle eşi tarafından özen ve anlayışla
karşılanmalıdır. Bu destek yalnızca gebelik sırasında
değil, doğum ve doğumdan sonra bebekle birlikte yeni
yaşantının düzenlenmesinde de devam etmelidir.
Gebe bir kadın hangi
hareketleri ve işleri yapmamalı? Nelere dikkat etmelidir?
Gebe bir kadın vücudunun imkan tanıdığı pek çok işi
yapabilir. Ancak zor işlerden, örneğin ağır yük
taşımaktan kaçınması yararlıdır. Özetle, gebelikten
önceki yaşam temposunu, gerekliyse bazı kısıtlamalarla
sürdürebilir. Son aylarda alınan kilolar nedeniyle
hareket kabiliyeti kendiliğinden sınırlanır. Bu dönemde
kendini zorlamamalıdır. Gebenin sürekli oturarak ya da
sürekli ayakta durarak iş yapması bacaklardaki kan
dolaşımını bozabileceğinden sakıncalıdır. Sürekli
oturarak çalışan gebeler, aralıklarla ayağa kalkarak,
dolaşmalıdırlar. Sürekli ayakta durmak gerektiğinde tek
ayağını 10 cm. yükseklikte bir desteğe dayamak ve
aralıklarla değiştirmek yararlı olur.
Normal gebelerin sıklıkla
şikayet ettikleri rahatsızlıklar nelerdir?
Normal bir gebelikte bile mide yanması, bulantı, kusma,
bel, kasık ya da baş ağrısı ve yorgunluk hissi gibi
şikayetler olabilir.
Bulantı ve kusmalar bazı gebelerde hiç görülmez,
bazılarında da çok ciddi boyutlara ulaşabilir. Bu
şikayetler genellikle dördüncü aydan sonra kendiliğinden
geçer. Rahatsızlığı azaltmak için öncelikle sık, az
miktarda ve istenenlerin yenmesi gibi önlemler alınır.
Bebeğin yeterince beslenemeyeceği endişesiyle gebeyi
istemediği şeyleri yemeye zorlamak doğru değildir. Ortam
değişikliği de yararlı olabilir. Aşırı kusma olduğunda
doktorun önereceği ilaçlar kullanılabilir.
Gebelikte dokuların gevşemesine ve büyüyen rahmin
yaptığı baskıya bağlı olarak bel ağrısı olabilir. Uygun
egzersizler ve yürüyüşlerle kaslar kuvvetlendirilirse
ağrılar azalır. Normal bir gebelikte rahmin her iki
yanındaki kordonlar gerilir. Barsakların hareketleri
azalır ve gaz artar. Kasıklarda dolgunluk hissi ile
zararsız kasık ve karın ağrıları oluşabilir.
Hafif baş ağrıları varsa, bu da genellikle gebeliğin
ortalarına doğru, vücut yeni duruma uyum sağlayınca
azalır.
Gebe bir kadın nasıl uyumalı?
Yatakta dönmek zararlı mıdır?
Gebe nasıl rahat ediyorsa öyle uyumalıdır. Yatakta
dönmenin hiçbir zararı yoktur. Genellikle sol yan tarafa
yatınca daha rahat edilir. Uzun süre sırtüstü yatmak
rahatsızlık verebilir.
Gebelik sırasında cinsel
ilişkide bulunulabilir mi? Sıklığın ve pozisyonun önemi
nedir?
Genellikle gebeyken cinsel yaşamı kısıtlamak için bir
neden yoktur. Cinsel ilişki sıklığı ve pozisyonu
konusunda çiftler kısıtlama olmaksızın özgürce
davranabilirler. Ancak düşük tehlikesi, erken doğum
tehdidi, kanama, su kesesinin açılmış olması, rahim ağzı
yetersizliği, daha önce düşük ve erken doğum yapmış olma
gibi özel durumlarda kısıtlama gerekebilir.
Gebelik kontrollerinde hangi
nedenlerle ve hangi sıklıkla neler yapılmalıdır?
Anne adayı, gebelikten ilk şüphelendiğinde, doktoruna
başvurmalıdır. Gebelik doğrulandıktan sonra ilk
laboratuvar testleri istenir ve sonuçları incelenir.
Bunlar her gebelikte istenen ve annede bir hastalık olup
olmadığını anlamaya yarayan testlerdir (şeker hastalığı
tarama testi, kansızlığı belirlemek için kan sayımı, kan
grubu, idrarda albümin aranması, bebeğin ultrasonografik
incelenmesi vb.) Kontrollerde kilo artışı da
izlenmelidir. Özel durumlarda, annenin ve bebeğin
sağlığını tehdit edebilecek durumları erkenden
belirleyebilmek için doktor başka incelemeler (şeker
yükleme testi gibi) de isteyebilir. Genelikle 18-20.
haftadan sonra gerekirse ultrasonografik inceleme
yapılabilir. Bunun bebeğe bir zararı yoktur. Bu haftadan
sonra anne 32. haftaya kadar dörder hafta aralarla
kontrol için gelmelidir. Gebe 34. ve 36. hafta
kontrollerinden sonra doğuma kadar haftalık aralarla
takip edilmelidir. Sorun varsa bu kontroller doktorun
isteğine göre sıklaşabilir.
Gebelik sırasında ne kadar kilo
alınır? Az ya da fazla alınmasının sakıncası var mıdır?
Normalde ortalama 11-16 kg arasında kilo artışı olur.
İlk üç ayda 1-3 kg ve daha sonraki aylarda doğuma kadar
en çok 10 kg daha alınması en uygundur. Gebelikte
annenin kilosu, gebelik öncesi kilosu ile ilgilidir.
Zayıf bir anne, 18 kg alabileceği gibi, şişman olan bir
anne sadece toplam 6 kg aldığı halde sağlıklı bir bebek
doğurabilir. Fazla kilo alınması aşırı enerji (kalori)
alımını ya da vücutta su ve tuz tutulduğunu gösterir.
Şişman kadınlarda doğum güçlüklerine daha sık rastlanır.
Son bir haftada 1 kg'dan fazla ya da son dört haftada 4
kg'dan fazla kilo alınırsa bu durumun tansiyon
yükselmesi açısından ciddi bir uyarı olabileceği akla
gelmelidir. Az kilo alınması ise beslenme yetersizliğini
gösterir. Böyle bir durumda bebekte gelişme geriliği
olasılığı vardır. Aşırı ya da az kilo alınıyorsa mutlaka
doktora danışılmalıdır.
Gebe bir kadın hangi durumlarda
derhal doktora danışmalıdır?
Gebelikte hiçbir sorun olmasa da kesinlikle sağlık
kontrolü gerekir. Gebelik süresinde ciddi sağlık
problemlerine yol açabilecek bazı özel durumlar olabilir.
Aşağıda altı madde altında toplanan şikayetlerden birisi
ile karşılaştığınızda bu durumu gebeliğinizi takip eden
doktora mutlaka iletin.
1. Gebeliğin son aylarında görülen baş ağrısı, tansiyon
yüksekliği ile ilgili önemli bir belirti olabilir.
2. Gebelikte akıntı olabilir. Ancak aşırı miktarda ya da
kaşıntı ile birlikte görülen akıntı geneklikle mantara
bağlıdır. Gebeyi çok rahatsız ediyorsa tedavi
edilmelidir.
3. Gebelikte bacaklarda varisler ve dış üreme
organlarında hemoroid (basur) ortaya çıkabilir veya
eskiden olanlar artabilir. Gebelikte varis için
ameliyatla tedavi tavsiye edilmez. Elastik çorap
kullanılabilir. Hemoroid oluşur ve rahatsızlık verirse,
uzun süre ayakta durmamakla şikayetler azalabilir. Varis
ve hemoroid olduğunda, ayakları yukarı kaldırarak
oturmak da yararlı olur. Hemoroid varlığında kabızlık
olmamasına çalışılmalıdır.
4. Rahatsızlık veren kasık sancıları varsa idrar yolu ve
idrar torbası iltihabı açısından kontrol gerekir. Düşük
ve erken doğum riski olduğunda da kasık sancıları ortaya
çıkabilir.
5. Vajinadan (hazne, döl yolu) su ya da kan gelmesi,
erken doğum tehlikesi, erken doğum tehlikesi, düşük ya
da eş (plasenta) ile ilgili acil müdahale gerektiren
durumlardır.
6. Kilo kaybına yol açabilecek ağır bulantı ve kusma
durumunda da doktora başvurulmalıdır. Bu durumda bazen
hastane tedavisi gerekebilir.
Ayrıca el ve yüzde şişme, bebeğin hareketlerinde azalma,
hızlı kilo alma ya da verme gibi durumlarda da doktora
en kısa sürede haber vermek gerekir.
Gebelik sırasında nasıl
beslenmeli neler yenmelidir?
Gebelikte beslenmenin ana ilkesi 'dengeli beslenme'dir.
Bebek için yararlı ya da zararlı olabilecek 'yenmesi
gerekenler ve gerekmeyenler listesi' oluşturmak pratik
ve yararlı değildir. Akılda tutulması gereken, bebeğin
gereksinimlerinin çok da fazla olmadığıdır. Örneğin,
anne adayının gebelik öncesi döneme göre enerji (günlük
kalori) ihtiyacı çok fazla artmaz. Çevrenin gebeye
gereğinden fazla yemesi için iyi niyetli baskı yapması,
doğru olmayan ve sakıncaları bulunan bir tutumdur. Öte
yandan gebelikte kilo almamak amacıyla özel bir diyet de
uygulanmamalıdır. Gebe kalmadan önce alınan gıdaya ek
olarak hergün fazladan 1 tabak etli yemek (kuru baklagil
olabilir) ya da 2 yumurta, ayrıca 1 bardak süt, 1 dilim
ekmek ve 1-2 tane meyve (elma, armut, muz, portakal gibi)
yenmelidir.
Kansızlık nedir? Kansızlığın
olmaması için neler yapmalıdır?
Gebelikte pek çok sebeple kansızlık görülebilir.
Bunlardan en sık görüleni yetersiz beslenme sonucu
oluşan demir eksikliğine bağlı kansızlıktır. Gebelikte
gerek annenin gerekse bebeğin artan gereksinimi nedeni
ile içinde demir bulunan hapların (kan hapı)
kullanılması önerilir. Kan hapları gebeliğin beşinci
ayından doğuma kadar ve doğumdan sonra 1 ay süreyle
kullanılmalıdır. Kansızlık, vitamin eksikliğine bağlı
kansızlık da olabilir. Bu durum yeşil çiğ sebzeleri ve
eti yiyen kişilerde görülür. Bu tür kansızlık bir tür
vitamin verilerek tedavi edilebilir.
Beklenen doğum tarihi nasıl
hesaplanır?
Son adet tarihinin ilk gününden sonra geçen zaman
hesaplanarak gebelik yaşı hafta olarak belirlenir.
Gebelik süresi ortalama 40 haftadır ve beklenen doğum
tarihi buna göre hesaplanır. Bu süreden iki hafta önce
ya da sonra olan doğumlar miyadına diğer bir deyişle
normal süreli doğumlar olarak tanımlanır. Daha fazla
geciken doğumlara doktor müdahale eder ve bebeği
doğurtur. Daha erken doğumlara 'prematüre' (eksik) doğum
denir. Bu durumda bebeğe özel bakım gerekir.
Gebeyken oruç tutulabilir mi?
Gebelikte öğünlerin sık aralarla ve azar azar yenmesi
uygundur. Bebeğin ve annenin ihtiyaçları bunu
gerektirmektedir. Anne adayının bedeni uzun süreli
açlığa karşı dirençli değildir. Ayrıca, gebelikte
bulantı, kusma, mide ekşimesi ve mide yanması olabilir.
Bu şikayetler uzun süren açlık dönemlerinde daha da
artabilir. Bu nedenlerle anne ve bebek sağlığı açısından
oruç tutulması doğru değildir. Oruç tuttuğu halde
sağlıklı bir bebek dünyaya getiren anneler olabilirse de
bu, her zaman geçerli değildir.
Bebek ne zaman hareket etmeye
başlar? Bazen hiç kıpırdamamasının nedeni ne olabilir?
Gebeler bebeğin hareketlerini ilk gebeliklerinin 20.
haftasında (4,5 - 5.ay) hissetmeye başlarlar. Sonraki
gebeliklerde bundan iki hafta daha önce hissedilir
(18.hafta). Bebek rahim içinde uyku ve uyanıklık
dönemleri geçirir. Uykudaki bebek az oynar ya da hiç
oynamaz. Bu nedenle zaman zaman hareketsiz dönemler
olması normaldir. Ayrıca anne adayının hissedemediği
hareketler olabilir. Anne günlük çalışma temposu içinde
bu hareketlerin farkına varamayabilir. Akşam ve geceleri
istirahat halindeyken daha fazla hareket hissedilebilir.
Ancak, gebeliğin son iki ayında bebeğin her zaman
alışkın olunandan daha az hareket ettiğinin fark
edilmesi mutlaka doktora haber verilmesini gerektirir.
Gebelikte doğumu kolaylaştırıcı
egzersiz olarak neler yapılabilir?
Gebelikte yürüyüş ve hafif beden hareketleri karın
kaslarının kuvvetlenmesini sağlar. Ayrıca gebeliğin
solunum kapasitesini de arttırır. Bütün bunlar doğum
sırasında gebenin daha iyi ıkınmasına yardım eder. Bu
egzersizler sırasında anne adayı kendini aşırı
zorlamamaya dikkat etmelidir.
Gebenin sırt kasları, bel kasları ve doğum kanalı
kasları güçlü olmalıdır. Böyle olursa gebelikte ağrılar
azalır, doğum yapmak da daha kolay olur. Bu amaçla
gebelik sırasında sırtın gergin ve dik olmasına, kambur
durmamaya dikkat edilmelidir. Bir boy aynası karşısında
duruşunuzu sık sık kontrol edin ve dik durun. Otururken
de sırtın dik durmasına dikkat edilmelidir. Gebelik
sırasında yapılabilecek hafif beden hareketleri aşağıda
tarif edilmiştir:
(Önerilen hareketlerden her gün önceleri ikişer kez
yapın. Daha sonra sayısını giderek arttırarak, hergün
30'ar kez yapar hale gelebilirsiniz. Bu hareketlerin
hepsini birlikte yapamazsanız, hergün yalnızca bir
hareketi yaparak da vücut kaslarınızı
güçlendirebilirsiniz.)
1. Sırt kaslarınızı kuvvetlendirmek için kollarınızı öne
doğru uzatın ve omuz hizasına kaldırın.
Dirseklerinizi bükerek hizayı bozmadan avuçlarınızı
birbirine yapıştırın. Avuçlarınızı birbirinden ayırmadan
kollarınızı başınızın üstünden sırtınıza doğru gerin ve
içinizden 10'a kadar sayarak bu pozisyonda tutun.
2. Bel kaslarınızı kuvvetlendirmek için sırtüstü yere
yatın ve dizlerinizi kırarak ayak tabanlarınızı yere
basın. Ellerinizi beliniz ile yer arasına koyun.
Kendinizi sıkarak belinizi yere bastırın ve 5'e kadar
sayın. Bu hareket sırasında beliniz ile yer arasındaki
mesafenin yok olması ya da iyice azalması gerekir.
3. Doğum kaslarınızı kuvvetlendirmek için ayaktayken
kollarınızı öne uzatın ve sırtınızı dik tutarak, çömelip
kalkın.
4. Ayakta dik durarak bir masaya ellerinizle dayanın.
Bir gazetenin çeyrek sayfasını küçük bir top haline
getirin ve yere atın. Çıplak ayağınızın parmaklarıyla bu
topu kavrayın. Dizinizi kırarak topu ayağınızla aynı
taraftaki elinize vermeye çalışın. Bu sırada sırtınızın
dik pozisyonunu bozmayın. Daha sonra aynı hareketi diğer
ayağınızla yapın.
Doğumun başlayacağı nasıl
anlaşılır? Ne zaman hastaneye gidilir?
Doktorunuz beklenen doğum tarihini söyleyecektir ama
yine de doğumun hangi gün ve saatte başlayacağını bilmek
olanaksızdır. Doğumların ancak % 5 kadarı, olası doğum
tarihi olarak saptanan günde gerçekleşir. Bu tarihin iki
hafta öncesi ve sonrası normal doğum zamanıdır. Bu
dönemde haftalık kontrollere gitmek çok önemlidir.
Doğumun başladığının habercileri; rahim ağzını kaplayan
kanlı sümüksü bir madde olan 'doğum nişanı'nın gelmesi,
bebeğin içinde bulunduğu su kesesinin açılarak 'suyun
gelmesi' ve düzenli aralıklarla gelen ve giderek
sıklaşan 'doğum sancıları'dır.
Bu belirtilerin hepsinin sırayla ve her kadında aynı
şekilde olacağı düşünülmemelidir. Bazı kadınlar nişanı
görmeyebilirler. Suyla birlikte geldiği için
dikkatlerinden kaçabilir. Bazen hiç sancı olmadığı halde
su kesesi açılabilir. Sancıyla hastaneye giden ve su
kesesi doktor tarafından doğum anında açılan kadınlar da
vardır. Doğum nişanı görüldüğünde hastaneye gelmek
gerekmez. Ama doğumun çok yaklaştığını bilerek
hazırlanmaya başlayabilirsiniz. Doğumun başlamasıyla
gelen su, gebelik süresince var olabilen beyaz-sarı
renkli akıntıdan farklıdır. Normal su kıvamındadır
Genellikle renksiz ya da hafif sarımsı ve kokusuzdur. Bu
sıvı bebeğin içinde yaşadığı su kesesinin açılması
sonucu gelir. Miktarı genellikle iç çamaşırdan
akabilecek ve bacakları ıslatacak kadar çoktur. Nadiren,
suyun geldiği farkedilmeyebilir. Su az ya da çok
geldiğinde sancılar başlamamış olsa bile iç çamaşırına
bir hijyenik bağ ya da temiz bir havlu koyarak derhal
hastaneye başvurmak gerekir. Gebeliğin son aylarında,
düzensiz gelip geçici tarzda, kısa süreli, istirahat
edilince azalan ve 'doğuma hazırlık ağrıları' denilen
sancılar olabilir. Her sancıda telaşlanmak gereksizdir.
Ama gerçek doğumun sancıları da başlangıçta düzensiz,
süreleri farklı, istirahatle azalabilen niteliktedir.
Bir süre sonra düzenli bir hale gelirler, daha uzun
sürerler ve istirahatle azalmazlar. Sancılar beş
dakikalık aralıklarda tekrarlayan bir sıklığa
ulaştığında daha fazla gecikmeden doktorunuza haber
vermek ya da hastaneye başvurmak gerekir. Ancak trafik
problemini unutmayın!
Sancıların başladığında eşim ve
ben ne yapabiliriz?
Öncelikle sakin olun. Sancıların başlaması ile doğumun
gerçekleşmesi arasında belli bir zamana ihtiyaç vardır.
Bu nedenle hemen değil, sancılar sıklaştığında daha önce
yapılan tahlilleri ve aşağıda belirtilen eşyaları
yanınıza alarak öncelikle kontrole gittiğiniz hastaneye
başvurunuz. Yapılacak muayene sonucunda size durumunuz
hakkında gerekli bilgi verilecektir.
ANNE İÇİN
Gecelik ya da pijama, Terlik, Çorap, Emzirme sütyeni, İç
çamaşırı, Hijyenik kadın bağı, Kağıt peçete, Koyu renk
havlu ve sabun, Diş fırçası ve macunu, Sütyen tamponları,
Hırka, Yakınlarının telefon numaraları, Telefon
jetonları/kart, Bardak, Çatal, Bıçak, Hastaneden
çıkarken gerekli giyecekler.
BEBEK İÇİN
Bebek bezi, Zıbın-fanila, Tulum, Hırka, Başlık ve
Battaniye.
Günümüzde, resmi kurumlarda ve pek çok özel kurumda
eşler doğuma girememektedir. Yakın gelecekte bu
uygulamalar değişebilir. Eşlerin doğuma girmesinin,
doğum sancıları çeken bir anne adayı için önemli
psikolojik yararı vardır.
Bugün doğumhaneye giremeyen baba adayları, yine de anne
evde sancı çekerken, doğumdan hemen önce ve sonra özen
ve sevgiyle, annenin tasasını ve kıvancını paylaşarak en
güzel desteği verebilirler.
Doğum nasıl ilerler, nasıl
sonuçlanır?
Düzenli aralıklarla, beş dakikada bir en az 30 saniye
süren ve rahimde kasılmalarla birlikte olan kasıkbel
sancıları doğumun başladığını gösterir. Rahim ağzı
açıldıktan sonra ağrılar daha da şiddetlenir ve ıkınma
hissi başlar. Bu durum bebeğin başının doğum kanalında
ilerlediğini ve bebeğin doğmak üzere olduğunu gösterir.
Bu sırada eğer hâlâ evdeyseniz hastaneye çok acil olarak
başvurmanız gerekir.
Doğumda mesanenin dolu olması bebeğin ilerlemesini
engeller. Bu nedenle boşaltılmalıdır. Barsakların dolu
olması da doğum sırasında sorun yaratır. Bu nedenle
barsaklar hastanede lavman yapılarak boşaltılır.
Lavmanın doğumun ilerlemesi için uyarıcı etkisi de
vardır. Doğumun başlangıcında ya da ilerlemesi sırasında
su kesesi kendiliğinden açılmamışsa doğumu izleyen
sağlık personeli tarafından su kesesinin açılması
doğumun ilerlemesine yardım eden diğer bir işlemdir.
Doğum kanalı tam açılınca normalde önce bebeğin başı,
yüzü aşağı bakacak şekilde doğar. Bebeğin çıkışı
tamamlanınca annenin rahiminde bebeği eşe (plasenta)
bağlayan ve içinde damarlar bulunan göbek kordonu
kesilir ve bağlanır. Yenidoğan bebeğin sağlığı kontrol
edilirken annenin doğum işlemi henüz tamamlanmamıştır.
Yaklaşık 15 dakika içinde anne ile bebeğin
birlikteliğini sağlayan plasenta, artık görevi
kalmadığından doğumu yaptıran kişinin denetimiyle
kendiliğinden doğar. Böylece doğum tamamlanır.
Nefes alıp verme alıştırmaları
doğumu kolaylaştırır mı?
Sancı sırasında nefes alıp verme ağrıları daha az
hissedilerek geçirilmesine yardımcı olur. Böylece anne
daha az yorulur. Doğum eylemi sırasında sancı aralarında
bebeğin daha bol oksijen alabilmesi, rahim kasının
kasılma sırasında yorgunluğunun giderilmesi için anne
rahat rahat nefes alıp vermeli, güzel şeyler düşünüp
gevşemelidir. Sancı geldiğinde derin olmayan nefesler
alarak, sık sık ve az az nefes vermeli, sancı geçene
kadar nefes vermeyi sürdürmelidir. Nefes verirken ağız
ıslık çalar gibi olursa kendinizi daha rahat
hissedirsiniz. Sancı çekerken bebeğin doğacağı son ana
kadar da ıkınmamak gerekir.
Neden dikişli doğum oluyor?
Bebek anne rahminden dışarıya doğru ilerlerken doğum
kanalı başın çıkışı için yeterince gevşemeyebilir.
Dokuların yırtılacak kadar gerilmesine yol açan bu durum
en çok ilk doğumlarda görülür. Bu gerilme sonucu
kendiliğinden oluşacak yırtıklar derin olabilir ve
onarılması güçtür. Böyle istenmeyen bir yırtığa neden
olmamak için doktorlar dokuyu korumak amacıyla çıkış
bölgesini düzenli ve tamiri kolay olacak bir şekilde
keserler sonra dikerler. Dikiş iplikleri kendiliğinden
erir alınmaları gerekmez. Temiz tutulduğunda kesik yeri
bir - iki hafta içinde iyileşir.
Sezaryen ya da vakumlu doğum
neden yapılır? Bu işlemlerin yapılacağı ne zaman belli
olur?
Sezaryen kararı iki ayrı dönemde verilebilir. Bunlardan
biri doğum başlamadan önceki evredir. Anne ve bebek
sağlığı nedeniyle sezaryen yapılmasını gerektirecek bir
durum varsa, doktorunuz bazen doğumun başlamısını
beklemeden erken doğum kararı verebilir. Bazı
gebeliklerde ise doğum sancıları başlayana kadar herşey
çok normal seyredebilir, ancak doğum sırasında sezaryen
gerekebilir. Nadir olarak da uzun süre doğum sancısı
çekildikten sonra normal doğum olamıyorsa sezaryen
kararı verilmesi gerekebilir. Hiç bir neden yokken
isteğe bağlı sezaryenle doğum yapılması doğru değildir.
Vakumlu doğumda ise bebeği daha hızlı ve kolay çıkartmak
için bebek doğarken başı pompa gibi vakumlu bir araçla
çekilerek yardım edilir. Vakum uygulanan bebeklerin
başında pompanın etkisine bağlı hematon denilen zararsız
bir şişlik oluşabilir. Bu şişlik birkaç hafta içinde
kendiliğinden düzelir.
Doğumun riski nedir? Neler
olabilir?
Günümüzde gebelik ve doğumda anne ölümü nadirse de
bebeklerin kaybı görülebilir. Annenin ve bebeğin sağlığı
için gebeliğin ilk döneminden başlayarak gebelik
kontrollerine gidilmesi, kontrollerin düzenli ve yeterli
sayıda olması, doğumun iyi koşullarda yapılması ve
yenidoğan bebek bakımının yeterli düzeyde olması
gereklidir. Bu şekilde tehlikeler azaltılır, ancak yine
de tümüyle ortadan kalkmaz. Anne açısından en önemli
riskler; kanama, tansiyon yükselmesi ve mikrop
bulaşmasına bağlı iltihaplanmadır. Doğum normal
ilerlerken, meydana gelebilecek en ufak bir değişiklik
bile ölümle sonuçlanmasa da anne için tehlike
oluşturabilir. Bebek için ise en önemli tehlikeler;
oksijensiz kalma, erken doğum ve mikrop bulaşmasıdır.
Hastanelerdeki doğumhanelerde istenmeyen durumlarla
karşılaşmamak ve karşılaşıldığında gerekli girişimleri
yapmak için araç ve gereçler ile bunları kullanacak
eğitilmiş kişiler bulunduğundan, hastane doğumları daha
güvencelidir.
Bebek nasıl beslenmeli?
Tüm bebekler ilk 4-6. ayda sadece anne sütü ile
beslenmelidirler. Anne sütü ile bebeğin tüm besin
gereksinimleri karşılanır. Bu dönemde su dahil hiçbir ek
besin verilmemelidir.
Her anne bebeğini emzirebilir. Yaşamın ilk 4-6 ayında
hiçbir mama anne sütünün yerini tutamaz. Her türlü
koşullar zorlanarak bebek yalnızca anne sütü ile
beslenmelidir. Ancak çok nadir koşullarda, sağlık
personelinin önerisi ile bebeklere mama verilebilir.
Bebeğin ayına göre uygun mamalar vardır. Mamalar çocuğun
beslenmesi ve gelişimini sağlamak içindir, ama biberon
kullanırken ve mama hazırlarken dikkatli olunmazsa
bebeğe mikrop bulaşabilir. Bu durumda biberonun
temizlenmesi iyice öğrenilmelidir. Anne sütü dışında hiç
bir besinde, anne sütünde bulunan ve bebeği mikroplara
karşı koruyan özel maddeler yoktur. Bu nedenle mama ile
beslenen bebklerde bazı hastalıklar daha sık görülür ve
sık hastalanmaya bağlı olarak bu bebeklerde gelişme
geriliği ortaya çıkabilir.
Emzirmeye nasıl başlanır?
Bebekler doğduktan hemen sonra emmeye başlayabilirler.
İlk yarım saat içinde annelerine verilerek
emzirilmelidirler. Anne sütü ile beslenmede annenin
bilmesi gereken en önemli nokta bebeğini memeye nasıl
yerleştireceğidir. Bebek memeye iyi yerleşmiş ise etkin
bir şekilde emebilir, annenin meme uçları da zedelenmez.
Anne emzirirken değişik durumları deneyebilir. Ancak
hangi durumda olursa olsun, bebeğin yüzü ve vücudu
anneye dönük olmalı, burnu meme başı hizasında bulunmalı
ve memeyi vermeden önce bebeğin ağzını iyice açması
beklenmelidir. Emzirme sırasında annenin memesinde
sürekli ağrı hissetmesi, bebeğin ağlaması, memeyi
bırakması genellikle bebeğin yeterince meme dokusunu
ağzına almadığını memeye uygun yerleşmediğini gösterir.
Bebeğin memeyi kavraması için ilk günlerde bebeğini
yatarak emzirmek anne için daha rahat olabilir. Bu
durumda, bebek yan yatmış olan anneye dönük yatırılır.
Anne serbest kalan kolu ve eli ile bebeği memesine
yaklaştırabilir. Annenin ve bebeğin arkasının birer
yastıkla desteklenmesi bebeğin yerleşmesine yardımcı
olur.
Bebekler ne zamanlar ve hangi
sıklıkta emzirilmelidir?
İlk 2-3 haftada bebek her istediğinde sık aralarla ve
gece gündüz emzirilmelidir. Böylece hem annenin süt
yapımı artacak hem de bebek yeterince anne sütü
alacaktır. Daha sonraları emzirme araları kendiliğinden
düzene girer. Beslenme sıklığı bebekten bebeğe değişir.
Bebek ağzını açarak, aranarak, sonunda da ağlayarak
açlığını belli eder. İlk aylarda bebek uyandığında
genellikle açtır ve emzirilmek ister. İlk haftalarda
emzirme aralıkları bir saat, iki saat gibi çok kısa
olabilir. Her emzirme sonrası memede yapılan süt miktarı
biraz daha artacağından, zamanla beslenme aralıkları
uzayacaktır. Bebekler yenidoğan döneminde geceleri de
emmek isterler. Gece öğünlerinin kesilme zamanı bebekten
bebeğe çok farklılık gösterir. Genelde ilk 1-2 aydan
sonra gece emzirme sıklığı azalır. Bebek annenin hemen
yakınında ise geceleri emzirmek kolaylaşır ve anne için
yorucu olmaz. Gece beslenmeleri sırasında bebeğin
giysileri ıslak değilse, bebeğin altı değiştirilerek
rahatsız edilmemelidir. Eğer bebek ses ve ışıkla
rahatsız edilmeden emzirilirse beslenme sonunda hem anne
hem de bebek kolayca uykularına devam edebilirler.
Neden bebek hiçbir ek besin
verilmeden yalnız anne sütü almalıdır?
Anne sütü, ilk aylarda bebeğin tüm besin
gereksinimlerini karşılayacak bileşimdedir. Sindirimi
kolaydır. Anne sütü ile beslenen bebeklerin başka bir ek
besine veya suya gereksinimleri yoktur. Anne sütü bebek
için gerekli tüm besinleri ve suyu yeterli miktarda
içerir. Çok sıcak havalarda bile anne sütü bebeğin
susuzluğunu giderir. Bebeğe su verilecek olursa, bebeğin
midesi su ile dolacağından anne sütü almak
istemeyecektir. Bunun sonucu olarak da bebek memeyi daha
az emecek, yeteril beslenemeyecek ve memede süt yapımı
da azalacaktır. Ayrıca bebeğe su ile birlikte bazı
hastalık yapıcı mikroplar bulaşabilir.
Bebek yeterli anne sütü alıyor
mu?
Her anne, sütünün bebeği için yeterli olduğundan emin
olmak ister. Bebeği çok ağlıyorsa, az uyuyorsa,
huzursuzsa, anne sütünün yeterli olmadığını düşünür ve
kaygılanır. Oysa bu belirtiler, başka nedenlerden de
kaynaklanabilir. Böyle durumlarda anneler çoğu kez bu
konuda bilgili bir kişiye danışmadan ek mamalar vermeye
başlarlar. Böylece anne sütü ile beslenmeden uzaklaşılır.
Her anne doğru bir şekilde emziriyorsa, ilk haftalarda
sık ve geceleri de emziriyorsa, aşırı yorulmuyorsa
bebeği için yeterli süt üretebilir.
Anne sütü bazen geçici olarak azalabilir. Bu durumda
anne doğru bir şekilde ve sık emzirirse süt üretimi
hemen artar. Bebek günde 8-10 kez idrar yapıyorsa,
ağırlığı haftada 150-200 g artıyorsa, 4.aya kadar
yalnızca anne sütü yeterlidir. Bundan sonra kilo artışı
devam ediyorsa, bebek 6. aya kadar yalnızca anne sütü
ile beslenebilir. Ancak 6. aydan sonra mutlaka ek besin
vermeye başlamak gerekecektir. Anne sütü 9 aylıktan
sonra çocuğun temel gıdası olmaktan çıkar ve 12-15 ay
arasında, en geç de 2 yaşında kesilmelidir. Bebeğe ek
gıdalar vermeye başlarken bir sağlık kurumuna
danışılmalıdır.
Meme bakımı gerekli mi?
Memeleri her emzirmeden önce temizlemeye gerek yoktur.
Anne sütü bebeği hastalıklardan koruyucu o kadar çok
madde içerir ki, bu yolla kolay kolay mikrop bulaşmaz.
Ayrıca, anne sütünün içinde yağ ve koruyucu maddeler
olduğundan meme başını temizlemek için anne kendi sütünü
kullanabilir. Her emzirmeden sonra meme başına bir
miktar anne sütü sürülmelidir.
Memeye karbonatlı su, sabun, krem gibi maddeler
sürülmemelidir. Bu maddeler sürülürse meme başının
etrafındaki koyu renk deriden salgılanan yağlı ve
koruyucu doğal maddeler kaybolur ve meme başında
çatlaklar daha kolay oluşur.
Meme bakımı için önemli olan her emzirmeden önce ELLERİN
YIKANMASI'dır. Eller vücutta, evde, hastanede veya
çevrede bulunan her türlü mikrobu taşır.
Emziren bir anne ne yemeli, ne
içmeli?
Emziren annelerin besin gereksinimleri gebe olmayan ya
da emzirmeyen kadınlardan daha fazladır. Ancak bunun bir
kısmı gebelikten arta kalan kilolardan karşılanır. Bu
nedenle, emziren annenin daha iyi besleneceğini ve
sütünün artacağını düşünerek aşırı tatlı ve unlu gıda
alması gerekli değildir. Yalnızca düzenli ve dengeli
beslenmek yeterlidir. Düzenli ve dengeli beslenme için
her besin grubundan bir yiyeceğin öğünlerde bulunmasına
dikkat edilmelidir.
Bu besin grupları:
1. Unlu gıdalar: Ekmek, makarna, bulgur vb.
2. Et ve benzeri gıdalar: Et, yumurta, balık, mercimek
vb.
3. Süt ve süt ürünleri: Süt, yoğurt, peynir, muhallebi
vb.
4. Sebze ve meyveler: Ispanak, kabak, şeftali, portakal
vb.
Emziren annenin kahve, çay ya da kola gibi içecekleri
daha az tüketmesi gerekir. Emziren anneler sigara
kullanmaktan kaçınmalıdır. Mutlaka içmek isterlerse,
sigarayı emzirmeden önce ya da emzirirken değil, süt
verdikten sonra içmeleri uygun olur. Alkol alımı da anne
sütünün azalmasına neden olabilir. Emziren anne alkol
kullanmaktan kaçınmalıdır.
Emziren anne zayıflama rejimi
yapabilir mi?
Emziren anneler emzirmeyen annelere göre çok daha kolay
zayıflarlar. Dolayısıyla rejim yapmasalar da doğumdan
sonra ilk altı ay boyunca genellikle ayda yarım ya da
bir kilogram kaybederler. Ancak, emziren her anne de
zayıflamayabilir, hatta bazı anneler zayıflamak yerine
kilo alabilir. Ne kadar şişman olursa olsun emziren bir
kadının ayda iki kilogramdan fazla kaybetmesi doğru
değildir. Uygun olan annenin dengeli beslenmesini
bozmadan, aşırı yorulmamaya da dikkat ederek daha fazla
hareket etmesi ve jimnastik yapmasıdır.
Bebeğin altı nasıl değiştirilir?
Bebeklerin bacak araları ve kalçaları, özellikle uzun
süre ıslak kaldığından çabuk tahriş olur. Bu nedenle,
bebeğin bezinin 3-4 saatte bir değiştirilmesi gerekir.
Genel olarak bebeği emzirdikten sonra altını değiştirmek
uygundur. Her değiştirmede bebeğin altı su ile de
temizlenmeli ve kurulanmalıdır. Kızlarda bu temizliğin
önden arkaya yapılması önemlidir. Bezi değiştirilirken
bebeğin altının bir süre açık kalması iyi olur. Bebeğin
altına bağlanmak için çeşitli bezler vardır. Anne kağıt
bezleri daha pratik bulabilir. Pamuklu bezler de çok iyi
durulanmak koşulu ile sorun yaratmadan kullanılabilir.
Göbek bakımı nasıl yapılmalıdır?
Bebeğin bağlanmış olan göbeği 5-10. günlerde
kendiliğinden düşer. Bu süre bazen 4 haftaya kadar
uzayabilir. Göbek düştükten sonra birkaç gün, günde 1-2
kez göbek yarasına alkol emdirilmiş bir gazlı bez ya da
alkole batırılmış ucu pamuklu hazır çubukla
dokunulmalıdır. Bebek bezinin kıvrılarak göbek altında
kalmasına dikkat edilmelidir. Böylece göbek idrarları
ıslanmayacak, hava ile temas etmesi sağlanacaktır. Göbek
tozu, pudra ve benzeri maddeler kullanılmamalıdır.
Göbeğin kuru tutulması, idrarla temas etmesinin
engellenmesi önemlidir. Göbek çevresinde kızarıklık,
göbekten kanama ya da akıntı gözlenirse mutlaka bir
sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.
Bebek nasıl giydirilmelidir?
Bebek sıcak tutacak şekilde giydirilmelidir. Ama çok da
kalın giydirilirse terler, cildi kızarır. Teri emen
pamuklu kumaşlar, içinde naylon bulunan giyeceklerden
daha iyidir. Bunlar cildin havalanmasına da yardımcı
olur. Soğuk mevsimlerde, pamuklu iç giysilerin üzerine
yünlü giysiler giydirilebilir. Bebek giysilerinin içinde
rahat hareket edebilmelidir. Dar giyeceklerden
kaçınılmalı ve üste giydirmemeye dikkat etmelidir.
Bebeğin sıkı kundaklanması bebeğin nefes almasını,
hareket etmesini ve kalça ekleminin gelişmesini
engelleyebilir. Sıkı kundaklanmış bebeğin hastalık
belirtileri yönünden de izlenmesi zordur. Bu nedenle
kundaklama doğru değildir. Emzirirken tutmayı
kolaylaştırmak için, bebek kolları örtülecek şekilde
gevşekce sarılabilir.
Bebek ilk günlerde nasıl
yıkanmalıdır?
Yenidoğanın derisi koruyucu, kaygan bir madde ile
kaplıdır ve bunun tamamen temizlenmesi gerekli değildir.
Yenidoğanı yıkamak için göbeğin düşmesi beklenebilir. Bu
arada hergün yüzü ve vücudu silinerek temizlenir, iç
çamaşırları değiştirilir. Göbek düştükten sonra bebeğin
hergün banyo veya leğende yıkanması ile pişikler ve deri
hastalıkları önlenir. Bebeği yıkarken bir kişi yardımcı
olmalıdır. İlk 1-2 haftada yıkama için kullanılacak su
önceden kaynatılmış ve ılıtılmış olmalıdır. Bebeği
yıkarken yüzü aşağıya bakacak şekilde, göğüs ve
karnından kavranarak tutulabilir. Sırtüstü tutuluyorsa,
başını elle desteklemek gerekir. Bebek şampuanları ve
sabunları ya da beyaz sabun kullanılabilir. Bebeğin
iyice durulanması ve kurulanması önemlidir. Banyo
yapılan odanın ısısı 24-25°C sıcaklıkta olmalıdır.
Bebek soğuktan nasıl
korunmalıdır?
Bebek için en uygun ortam ısısı 22°C ile 26°C arası
odadır. Ortam çok sıcak (29°C'nin üzerinde) değilse
bebeğe bir kaç kat giysi gildirilmesi uygundur. Bunun
için zıbın, fanila ve bebek bezi üstüne giydirilmiş
pijama ya da tulum yeterlidir. Böyle giyinmiş bir
bebeğin yatarken üzerinin örtülmesi kucağa alındığında
da örtüsüne sarılı olarak tutulması uygundur. Bebekler
2-3 aylık olana kadar çevredeki ısı değişikliklerinden
çabuk etkilenirler. Açık kapı ve pencerelerden hava
akımı olmamasına dikkat edilmelidir. Ayrıca bebek sobaya
çok yakın yatırılmaz. Bebeğin yüzü kızarmışsa çok
ısınmış olabilir. Soluk veya mor olması ise üşüdüğünü
gösterir. Bebeğin ensesine dokunularak ısısı
değerlendirilebilir. Ortam sıcak ise bebeğin giysileri
ve örtüleri hafifletilir. Serin ortamda ise başlık ve
eldiven giydirilir.
Bebeğin yatağı nasıl olmalı ve
bebeği nasıl yatırmalıdır?
Bebeğin yatağını seçerken dikkat edilmesi gereken bazı
noktalar vardır. Örneğin, yatak zemini sert olmalı,
parmaklıklar arası mesafe 7 cmÕden fazla olmamalıdır.
Parmaklıklar arası geniş olursa bebeğin başı bunlar
arasına sıkışabilir. Sert pamuklu veya yünlü döşekler
yeğlenmelidir. Yastık kullanılmaz. Yorgan seçiminde
elyaflı ya da kuştüyü ile doldurulmuş yorganlar yerine
pamuklu ve yünlüler kullanılmalıdır. Bebekler yan ya da
sırtüstü yatırılabilir. Beslendikten hemen sonra bir
müddet yan yatması daha uygundur. Başın yatış pozisyonu
sık sık değiştirilmelidir. Hep aynı tarafa yatarsa başta
şekil bozukluğu oluşabilir.
Bebeğin yanında sigara içilmesi
zararlı mı?
Bebeğin yanında sigara içilmesi zararlıdır. Yanında
sigara içilen bebeklerde daha fazla solunum yolu
hastalıkları olduğu saptanmıştır.
Yanlarında sigara içme, büyük çocuklar için de
zararlıdır. Çocukların yanında, hangi yaşta olurlarsa
olsunlar, sigara içilmemelidir.
Sağlam çocuk kontrolleri nasıl
ve ne zaman yapılır?
Bir bebeğin sağlıklı büyüyüp büyümediği vücut ağırlığı
ve boyu ölçülerek kontrol edilmeli ve aşıları
yapılmalıdır. Doğumdan sonra ilk 7 gün içinde
kontrollere başlanması çok iyi olur.
En geç bir ay içinde her bebek kesinlikle ilk kontrole
getirilmelidir. Ondan sonra 4. aya kadar ayda bir ve 6.
aydan itibaren 1 yaşına kadar 3Õer ay aralıklarla
kontroller sürdürülür. Ancak doktoru gerekli görürse
daha sık kontrole çağırabilir.
Bebek altı aylık olana kadar
hangi aşılar yapılır?
Bebek doğar doğmaz, ya da ilk 1-2 ay içinde verem aşısı
yapılır. Eğer hastanede yapılmadıysa, bu aşı Verem Savaş
Dispanserlerinde yaptırılabilir. Daha sonra 2. ayda
difteri, boğmaca ve tetanozu içeren ÒKarma AşıÓ ile
ÒÇocuk FelciÓ aşısı yapılır ve bu aşılar en az 1, en geç
2 ay aralar ile 2 kez daha uygulanır. Üç doz karma aşı
ile çocuk felci aşısının İlk 6 ayda tamamlanması gerekir.
Bu aşılar bebeğin takip edildiği Sağlam Çocuk
Polikliğinde, Ana Çocuk Sağlığı MerkezleriÕnde ya da
Sağlık Ocaklarında yaptırılabilir. Bu aşı programına B
hepatiti aşısı ile hemofilus influenza B (Hib) aşısının
da eklenmesi yararlıdır. Ancak bu iki aşı ücretsiz
olarak yapılmamaktadır.
Bebek geceleri çok sık uyanırsa
ne yapmalıdır?
Bebeğin geceleri çok fazla uyanması farklı nedenlerden
olabilir. Bebek geceleri beslenmek için uyanmanın
dışında ortam ısısından rahatsız olduğu için veya gündüz
fazla uyumuş olduğundan uyanabilir. Bazen de uyanmanın
nedeni belirlenemez. Bebeğin gece anneye yakın hatta
aynı odada yatması iyi olur. Bu kendini güvende
hissetmesi açısından önemlidir. Alışık olduğu yorgana
sararak yatırma, yatırırken okşayarak konuşma, ışığı
söndürmeden önce bebeğin yanında biraz kalıp ninni
söylemek gibi yöntemler bebeğin uykuya dalmasını
kolaylaştırabilir ve daha rahat uyumasına yardımcı
olabilir. Gece boyunca bebekler sık sık gözlerini
açarlar, el ve kollarını hareket ettirirler. Ağlamıyorsa
bebeğe uyurken sıkça dokunmaktan kaçınılmalıdır. Bebek
geceleri geç saatte uyuyor ve bunu bir saat öne almak
istiyorsanız, her gece 5 dakika önce yatırarak istenen
zamana ulaşabilirsiniz.
Bebek çok fazla uyuyorsa normal
midir?
Bebek yeni doğduğu dönemde beslenme süreleri dışında
sürekli uyursa bu normaldir. Uykusu hafiftir. Uyurken
yüzünde ve vücudunda sık olarak kendiliğinden olan
hareketler gözlenir. Büyüdükçe uyanık kaldığı zamanlar
uzar. Her bebeğin yapısı farklıdır. Bazı bebekler fazla,
bazıları ise daha az uyurlar.
Bebekler neden hep ağlar?
Geleneksel iletişim yöntemi olan göz göze temas dışında
bebeğin derdini tek anlatma yolu ağlamaktır. Aşırı sıcak
veya soğuk, altının kirli olması, giysilerinin
rahatsızlık vermesi, ağrı, bebeğin ağlamasına yol açar.
Ev koşullarında ya da bakımda bir değişiklik de bebeği
etkiler. Bebek annenin işte çalışmaya başlamasına
alışamamış olabilir. Bebeğin bu tür değişikliklerle
aniden karşılaşmamasına çalışılmalıdır. Bazı bebekler,
hiçbir neden olmadan, genellikle akşam saatlerinde
sürekli ağlarlar. ÒÜç ay koliğiÓ denilen bu ağlama
krizleri bebek 2-3 haftalık iken başlar, genellikle 3.
ayda kesilir. Bebeğin sağlığını etkilemez ve tedavi
gerektirmez. Bebeğinizin neden ağladığı ile ilgili
şüpheleriniz varsa, kendinize şu soruları sorunuz: Bebek
yorgun mu? O gün çok mu misafir geldi? Bebeğin altının
değişmesi mi gerekiyor? Bebeğin beslenme zamanı mı
gelmiş? Bebek çok sıcak ya da çok soğuk bir ortamda mı
bulunuyor? Bebeği giysileri rahatsız mı ediyor? Evde
huzursuzluk mu var? Öncelikle, bu durumlar varsa ortadan
kaldırmak gerekir. Bebeğin ateşi mi var? Döküntüsü mü
var? Dışkısı her zamankinden farklı mı? Sıçrar tarzda ya
da yıldırım çarpmış gibi hareketler yapıyor mu? Bunlar
hastalık belirtisi olabilir. Bunlardan hiçbiri yoksa
sorun çoğu zaman ÒkolikÓtir.
Bebek çok fazla ağlıyorsa ne
yapmalıdır?
Şiddetli ve nedeni açıklanamayan ağlama her gün
çoğunlukla aynı saatte meydana geliyorsa bebekte ÒkolikÓ
ya da Ògaz sancısıÓ diye bilinen bir durum olabilir.
Koliğe tam olarak neyin sebep olduğu bilinmemektedir.
Ancak bu durum genellikle bebek 3 aylık olduğunda
kaybolur. Ò3 ay sancılarıÓ da denilen bu durum ağlama
kirizleri biçiminde ortaya çıkar. Kolik için etkili bir
ilaç bilinmemektedir. Ancak bebeğe hergün banyo
yaptırmak, ağlama krizi sırasında karnına sıcak havlu
koymak, kucakta taşımak ve taşırken sakinleştirici ninni
ve benzeri şarkılar mırıldanmak en etkili yöntemlerdir.
Bebek kabız olunca ne yapılır?
Anne sütü ile beslenen bebekler genellikle yumuşak
kıvamda ve sık dışkı yaparlar. Normal bebekler ilk ayda
günde 8-10 kez dışkı yapabilirler. Kaka, sarı-yeşil
renkte ve biraz sulu olabilir. Kıvamlı parçalar
içeriyorsa ve miktarı fazla değilse normaldir. Ancak
anne sütü alan bazı bebekler ise 2-3 günde bir dışkı
yaparlar. Dışkının kıvamı sert değilse bu bir sorun
oluşturmaz. Bebeklerin dışkılama sırasında zorlanmaları,
yüzlerinin kızarması da normaldir.
Ancak, keçi kakası gibi sert ve tane tane dışkılama
kabızlık işaretidir. Bu durum, bebeğin yeterli
beslenmemesi ya da az sıvı alması gibi nedenlerden
kaynaklanabilir. Kabızlıkta dışkı yaparken zorlanma,
makatta çatlaklara yol açabilir. Bu durumda dışkıda
çizgi şeklinde kan görülür. Kabızlığın tedavisi için
bebeğin sık aralarla beslenmesi gerekir. 4 aylıktan
büyük, ek gıda almakta olan bebeklere ÒsuÓ ve Òposa
bırakan sebze ve meyve püreleriniÓ bolca vermek gerekir.
Makata yumuşatıcı veya ağrıyı azaltıcı kremlerin
sürülmesi de yararlı olabilir. İnatçı kabızlık
durumlarında zeytinyağı vb. ev ilaçlarını kullanmaya
başlamadan önce sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.
Bebeklerde pişik neden olur,
nasıl önlenir?
Bebeklerin bacak araları ve kalçaları ne kadar dikkat
edilirse edilsin tahriş olabilir. Pişikleri önlemek için
bebeğin bezi 3-4 saatte bir değiştirilmeli, pamuklu bez
kullanılmalı, bezler sabunla yıkanmalı ve çok iyi
durulanmalıdır. Çoğu kez bu tahrişi kolay iyileşir.
Pudra kesinlikle kullanılmamalıdır. Kağıt bezler pişik
olduğunda kullanılmamalıdır. Çünkü tahriş bundan da
ileri geliyor olabilir. Oda sıcaksa hergün 1-2 saat
bebeğin altının açık tutulması bez tahrişini önler ve
tahriş olmuş derinin çabuk iyileşmesine yardımcı olur.
Derinin plastik maddelerle teması engellenmelidir. Eğer
pişik bu önlemlere rağmen geçmiyorsa bir sağlık
kuruluşuna danışılmalıdır. Bebeğin çamaşırları deterjan
yerine sabun tozu ile yıkanmalı ve iyice durulanmalıdır.
Bebeğin aşırı sıcak tutulması da pişiklere neden
olabilir.
Pamukçuk olan bebeklere ne
yapmak gerekir?
Bebeklerde pamukçuk sık rastlanılan bir sorundur. Ağızda
özellikle yanak içlerinde noktalar ya da tabaka şeklinde
görülür. Anne sütü ile beslenen bebeklerde daha az
görülür. Ağrı olduğu için bebeğin beslenmesi bozulabilir.
Bu durumda ağız içinin önceden kaynatılmış ılık su ve
gazlı bez ile temizlenmesi önemlidir. İlaç kullanılması
gerekebilir.
Yenidoğan bebeklerde sarılık neden olur, bu durumda ne
yapmak gerekir?
Yenidoğan bebeklerin yaklaşık yarısında ilk 2 günden
sonra sarılık gelişir. Çok hafif ve birkaç gün süren
sarılık durumları dışında sarılıklı bebekler mutlaka bir
doktor tarafından değerlendirilmelidir.
Bebeğin ateşi nasıl ölçülür?
Çok az sayıda bebek hiç ateşlenmeden büyür. Vücut
ısısının normalin üstüne çıkması olarak tanımlanan ateş,
genellikle bir hastalık belirtisidir. Ateş vücudun
hastalık yapıcı etkenlere karşı savunma yaptığının bir
göstergesidir ve bu anlamda iyi bir işarettir. Bebek bir
aydan küçükse ateş çok önemli bir bulgu olabilir. Bu
nedenle ayrıntılı değerlendirme gerektirir. Vücut
ısısının 38-39 derece (38 - 39°C olarak da belirtilir)
olduğu durumlarda bebek yakından izlenmeli, ateş 24
saatte düşmüyorsa mutlaka bir sağlık kuruluşuna
başvurmalıdır. Ateşin 39°C ya da daha fazla olduğu
durumlarda vakit geçirmeden bir doktora başvurmalıdır.
Bebeklerin vücut ısılarını kontrol etmek için kısa,
yuvarlak uçlu civalı termometreler (dereceler)
kullanılır. Termometrenin okunması kolay değildir. Bu
nedenle ihtiyaç duymadan önce derecenin kullanılması
öğrenilmelidir. Bunun için derece civalı ucu açıkta
kalmak üzere baş ve işaret parmakları arasında tutulur
ve yavaşça döndürülerek civa sütunun üst ucu görülmeye
çalışılır. Civa sütununun ucundaki değer vücut ısısını
gösterir. Bebeğin ateşini ölçmek için aşağıdaki adımlar
izlenmelidir.
1. Termometre silkelenerek civa kolonunun üst ucunun 35°CÕnin
altına gelmesi sağlanır. (Dikkat! Dereceyi çarpmayın
kolayca kırılır ya da içindeki civa taşıyan ince kolon
kısmı bozulur).
2. Derecenin ucu sabunlu su ile yıkanır ve civa haznesi
bulunan ucuna kaygan olması için az miktarda vazelin ya
da yağlı bir krem sürülür.
3. Bebek yüzükoyun sert bir zemin üzerine yatırılır.
Bebek küçük ise kucakta aynı şekilde tutulur (Ateş
ölçümü sırasında bebeğin hareket etmesi engellenmelidir).
4. Bir elle bebeğin kalçasının üstünden sıkıca
bastırılır.
5. Diğer elle derece 2. ve 3. parmaklar arasında
tutularak yavaşça civa haznesi bulunan ucu makattan
içeri yaklaşık 1.5 santimetre itilir. 2 dakika beklenir
ve derece yavaşça yerinden çıkarılır.
İshal nedir, bebek ishal olunca ne yapmak gerekir?
Bebeğin kakası yaşına ve beslenmesine göre değişmektedir.
Genelde anne sütü ile beslenen bebekler ilk aylarda
günde 8-10 kez püre kıvamında sarı renkli kaka yaparlar.
İkinci ve üçüncü aylarda kaka sayısı azalır. Ek gıdalara
başlandığında ise renginde ve kıvamında değişme olur.
Bir kez su gibi dışkılama endişe yaratmamalıdır. Ancak
bebeklerin her zamankinden daha fazla sayıda ve su gibi
kaka yapmalarına ishal denir. Bu durum yakından izlem ve
değerlendirme gerektirir. İshal barsak yüzeyinin
zedelendiği durumlarda ortaya çıkar. Kaka su gibidir.
Çünkü bebeğin aldığı besinler barsaklarda yeterince
sindirilip emilmez. Ayrıca zedelenen barsak yüzeyinden
sıvı kaybı olur. Tuz ve diğer madensel maddeler bu sıvı
ile birlikte vücuttan kaybolur. Bu kayıplar bebeğe aşırı
şekerli sıvılar verildiğinde daha da artabilir.
İshalde en önemli tedavi vücuttan kaybedilen su ve tuzun
yerine konmasıdır. Bunun için anne sütü alan bebeklerde
emzirme sıklığı arttırılmalı, ek gıdalarla beslenen
bebeklerin ise sulu gıda alımı arttırılmalıdır.
İshal olan bebeklerde yukarıdaki önlemler alındıktan
sonra zaman kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna
başvurulmalıdır.
Düzenli kontroller dışında
bebeğin hemen doktora götürülmesini gerektiren durumlar
nelerdir?
İyi bakılan bebekler de hasta olabilir. Bebeklerde
görülen hastalıkların çoğu erken tanı ve tedavi ile
düzelen hastalıklardır. Bunun için bazı belirtiler
farkedildiğinde vakit geçirmeden bebek, bir sağlık
kuruluşuna götürülmelidir. Ateşli durumlar ve ishal
bunların başında gelir. Ateş çok yüksek (39°C) olmasa da
öksürük ve hızlı solunum ile birlikte ise hemen doktor
muayenesi gerektirir. Havale (istemsiz hareketler),
bayılma (şuur kaybı), aşırı kusma (günde 3-4 kereden
fazla ve bol), sürekli şiddetli ağlama, morarma ya da
aşırı solgunluk, idrar yapamama, dışkıda kan bebeklerde
sık olmasa da rastlanabilen ve acil değerlendirme
gerektiren durumlardır.
Lohusalıkta anne kendisine
nasıl bakmalıdır?
Doğum sonu kanamanın azalması için rahim, karından
tutularak sıkıştırılmalı, karına masaj yapılmalıdır.
Doğal olarak ilk günlerde kanlı, sonra pembe, daha sonra
kahverengi akıntı olur. Birkaç haftadan sonra beyaz
akıntı başlar. Doğumdan sonra olabilecek en erken
zamanda ayağa kalkmak ve hareket etmek kan dolaşımı için
olduğu kadar barsakların iyi çalışması için de
yararlıdır. Ancak lohusa yine de çok yorulmamalıdır. İlk
günlerde istirahat etmemek, kanamaya ve ağrıya yol
açabilir. Doğumdan hemen sonra ağrı varsa, ağrı kesici
ilaçlar kullanılabilir. Ateşlenme hissedilirse derece
ile ölçülmelidir. Yüksek ateşte (38 derece) kesinlikle
doktora danışmak gerekir. İlk iki gün içinde dışkılama
olabilir. Olmazsa kabızlığı önleyici yöntemlere
başvurulmalıdır.
Emzirme sırasında annenin rahat oturması için yardım
edilmelidir. Oturmak istenmiyorsa yan yatarak da bebek
emzirilebilir. Emzirmenin başlangıcında memeler
acıyabilir. Bebek doğru emiyorsa bu acı giderek azalır
ve bebek emdikçe tümüyle geçer. Bebek memelerdeki sütü
boşaltacak şekilde sık sık emzirilirse, memelerde süt
birikimine bağlı anneyi rahatsız edecek şişlikler
kızarma ve ağrı olmaz. Olduğu takdirde sütü boşaltmak,
emzirmeden önce sıcak su ile pansuman ya da banyo yapmak
emzirdikten sonra memelere soğuk su ile pansuman yapmak
şikayetleri azaltır.
Doğum sonu lohusanın kontrolu
niçin önemlidir? Ne zaman yapılması gerekir?
Her annenin doğum yaptıktan sonra kendi sağlığı
açısından kontrol edilmesi gerekir. En az bebek kadar
onu dünyaya getiren annenin sağlığı da önemlidir.
İlk iki ay (60 gün) içinde lohusanın doğum sonu kontrolü
yapılmalıdır. Muayene yapılarak annenin sorularının
cevaplanacağı bu doktor kontrolü ihmal edilmemeli
olabildiği kadar erken zamanda yapılmalıdır.
Doğum sonu dikişlerin bakımı
nasıl yapılır?
Dikişler için en iyi bakım temizliktir. Tuvalette
taharetlenme her zaman ön taraftan (idrar yapılan yer)
arka tarafa (makat) doğru yapılmalıdır. Makat çevresinde
bulunabilecek dışkı mikropları dikişlere ya da idrar
borusuna ulaşırsa iltihaplanmaya neden olur.
İltihaplanan dikişler kaynayamaz ve yara açılır.
Kızarıklık, şişlik ve aşırı ağrı dikişlerin atma
belirtisidir. Dikişler atınca açılan yara
temizlenmelidir. Açılan yara tekrar dikilebilir. En
iyisi hiç açılmaması için dikişlerin temiz tutulmasıdır.
Doğumdan sonra yıkanmanın dikişlere bir zararı olmaz.
Sabunlanmış elle temizlik yapılabilir. Sonra, dikiş
bölgesi su ile durulanmalı ve her zaman kurulanmalıdır.
Kurulanma, temiz tuvalet kağıtları ile yapılmalı, kağıt
atılmalıdır. Her seferde ayrı ve temiz bir bez
kullanılamayacağı için bezle kurulama doğru değildir.
Temizlik için rivanol ya da tavsiye edilen başka ilaçlı
sular da kullanılabilir. Ancak nasıl temizlenirse
temizlensin dikiş bölgesi her zaman kurulanmalı, ıslak
kalmamalıdır. Önemli başka bir nokta da kullanılan
hijyenik bağların çok sık değiştirilmesidir. Uzun süre
kalan hijyenik bağlar da iltihaplanmaya neden olabilir.
Kanama olmasa bile hijyenik bağlar da iltihaplanmaya
neden olabilir. Kanama olmasa bile hijyenik bağ en fazla
6 saatte bir değiştirilmelidir. Bu dönemde hazır
hijyenik bağların kullanılması daha kolay ve güvenlidir.
Doğumdan sonra anne ne zaman yıkanabilir?
Anne, kendini yıkanabilecek gibi hissettiği her an
yıkanabilir. İlk yıkanmalar ayakta ve duş şeklinde ya da
su dökünerek olmalıdır. Su dolu leğene ve küvete
oturmadan sık sık yıkanabilir. Normal bir doğumdan 24
saat sonra da banyo yapılabilir. Sezaryen doğumdan sonra
genellikle dördüncü günde dikişler alınır ve ertesi günü
yıkanabilir.
Doğum sonrası dönemde anne
nasıl beslenmelidir?
Doğumdan sonra anne bebeğini emzirirken gebelik öncesi
döneme göre hergün en az 1 litre daha fazla su ve sulu
gıdalar, 2 tane meyve ya da 2 tabak sebze yemeği, 3
dilim ekmek ya da 1 bardak süt ile beslenmesine ilave
yapmalıdır. Gebelikte aldığı kan hapları doğumdan sonra
bir ay daha kullanılır. Eski ağırlığa hemen dönmek için
acele edilmemelidir. Annenin eski kilosuna kavuşması
altı ay sürebilir. Anne şişmansa her ay iki kilogramlık
bir ağırlık kaybı olabilir. Süt salgısı bundan
etkilenmez. Ayda iki kilogramdan daha fazla zayıflama
diyeti uygulanmamalıdır. Ancak unlu, yağlı besinlerden
fazla yememeye dikkat edilmelidir.
Lohusa doğum sonu kabızlıktan
nasıl kurtulabilir?
Kabızlığı ortadan kaldırmak için jimnastik yapmak
yararlıdır. Ayrıca 3 - 4 porsiyon sebze ve meyve yemek,
kabukları ile yenebilecek sebze ve meyvaları kabuklarını
soymadan yemek kabızlıktan kurtulmak için faydalıdır.
Kuru baklagil (mercimek, fasulye, nohut) ve kepekli
ekmek yemek, aç karnına 1 bardak ılık su veya kayısı
suyu içmek de yararlıdır. Beyaz ekmek, makarna, pirinç,
az yağlı besinler, yeterince sıvı içilmemesi, dengesiz
beslenme, fazla çay ve kahve tüketimi kabızlığı
arttırdığı için bunlardan kaçınılmalıdır.
Doğum sonu bel ağrısı olursa
neler yapılmalı?
Gebelik sırasında fazla hareket yapılmaması sonucu
zayıflayan kaslar doğum sonu bel ağrısının bir nedenidir.
Jimnastik yapmakla bu ağrılar ortadan kalkabilir. Ayrıca
fazla kilolar da ağrı nedenidir. Gebelikte ve doğum
sonrasında aşırı kilo almamaya ve dengeli beslenmeye
dikkat etmek gerekir. Bel ağrısını önlemek için ağır yük
taşımamaya, yerden birşey alırken beli dik tutup dizleri
kırarak çömelmeye özen gösterilmelidir. Bebeği kucağa
alırken veya altını değiştirirken belden eğilmemek bunun
için bebeğin altını ya da çamaşırını değiştirmek için
uygun yükseklikte masa kullanmak ya da babadan yardım
istemek gereklidir.
Doğumdan sonra lohusa nasıl
formuna dönebilir?
Doğum sonu yapacağınız hafif hareketlerle en erken üç ay
sonra eski formunuza dönebilirsiniz, ama karın
kaslarının eski halini alması daha uzun süre alır.
Sezaryen doğum yapanlar karın hareketlerine iki hafta
sonra başlamalıdırlar.
Aşağıdaki hareketleri her gün giderek artan sayıda
tekrarlarsanız bedeniniz belirli bir forma ulaşacaktır.
Ama hiçbir hareket için kendinizi zorlamayın. Yeterince
istirahat ettikten ve bedeniniz gerekli güce eriştikten
sonra daha önce rahatlıkla yapamadığınız beden
hareketlerini yeniden deneyebilirsiniz.
1. İlk günlerde: Her saat başı ayak bileğini öne ve
arkaya doğru bükerek kan dolaşımınızı kolaylaştırın.
2. Yine ilk günlerde: Dizleriniz bükük halde sırtüstü
yere yatarak nefes alırken bütün gücünüzle karnınızı
içeri çekin ve 10Õa kadar sayın. Rahatlayın. Tekrar
yapın.
3. İlk haftanın sonunda: Sırtüstü uzanın, dizlerinizi
bükün ve ayak tabanlarınızı yere basın. İdrara tutar
gibi kaslarınızı sıkın ve içinize doğru çekin. Bu halde
kalın ve 10Õa kadar sayın. Rahatlayın. Tekrar yapın.
4. İkinci haftanın sonunda: Sırtüstü yatıp dizlerinizi
bükün. Ayaklarınız yerdeyken kollarınızı karnınızda
kavuşturun ve ellerinizle karnınızı itin. Başınız ve
omuzlarınızla vücudunuzu kaldırmaya çalışın. 10Õa kadar
sayın. Rahatlayın. Tekrar yapın.
5. Üçüncü haftanın sonunda: Sırtüstü yatarken
dizlerinizi bükün. Bacaklarınızı hafifçe ayırın.
Kollarınızı öne uzatarak dik olarak oturun. Dengeyi
bozmadan bacaklarınızı hafifçe uzatın. Sırtınızı geriye
doğru kaydırın ve 10Õa kadar sayın. Kollarınız öne doğru
gergin dururken, rahatlayın ve hareketi tekrar yapın.
Harekete alıştıktan sonra kollarınızı dizlerinize doğru
uzatarak sırtınızı yere daha çok yaklaştırabilirsiniz.
Doğumdan sonra ne zaman cinsel
ilişkide bulunulabilir?
Sezaryenle olsun normal doğumla olsun doğum sonu
kanaması tümüyle bitmeden ilişkide bulunmak doğru
değildir. Genel olarak döl yolunun iltihaptan koruyucu
ortamı kanama sırasında etkilenir, mikropların üremesi
kolaylaşır. Doğumdan sonra rahim de kolay iltihaplanır.
Bu nedenle kanamanın bitmesini beklemek, iltihaplı
hastalıklardan korunmak için doğru bir davaranıştır.
Kanama ve doğum sonu kanlı akıntılar kesilmiş, doğum
kanalı iyileşmişse ve ağrı hissedilmiyorsa cinsel
ilişkinin genellikle sakıncası yoktur. Ancak
emzirilmiyorsa ilk 25 günde yumurtlama olabileceği bu
nedenle de gebelikten korunmak gerektiği unutulmamalıdır.
Doğumdan sonra ne zaman adet görülür? Düzensiz adet
görülürse ne yapılmalıdır?
Doğumdan sonraki ilk bir iki ayda Òkırk |